İçeriğe geç
4 Kasım 2026, Çarşamba
Fatih ÇilingirDoğaçlama Tiyatro

Doğaçlama Tiyatroda İyi Dinlemenin Gücü

Doğaçlama tiyatroda başarılı olmanın yolu daha komik olmaktan değil, daha iyi dinlemekten geçiyor. Peki, sahnede ve günlük hayatta birbirimizi gerçekten dinliyor muyuz?

2 dk okuma

Doğaçlama tiyatroyu futbola çok benzetiyorum.

Johan Cruyff'un çok sevdiğim bir sözü vardır: "Futbol basit bir oyundur, zor olan basit oynamaktır."

Doğaçlama da aslında böyle. Doğaçlama basit bir oyundur. Zor olan basit oynamaktır.

Çünkü oyuncular sahneye çıktıklarında çoğu zaman hikâyeyi basitçe devam ettirmek yerine, "Acaba nasıl komik olabilirim?" derdine düşüyorlar. Komik bir şey söylemek, seyirciyi güldürmek, herkesten farklı bir şey yapmak istiyorlar. Sonuç olarak hem kendilerini hem de oyunu zorlaştırıyorlar.

Halbuki bazen sahnede yapmanız gereken tek şey, karşınızdaki oyuncunun söylediği şeyi kabul edip hikâyeyi bir adım ileri taşımak.

Doğaçlamanın kendi içinde kuralları vardır. Oyunu güzelleştiren, insana disiplin katan ve zamanla hayata bakışını bile değiştiren kuralları... Bunların en önemlilerinden biri de iyi dinlemektir.

İyi dinlemeyi sadece doğaçlama oyunlarına bağdaştırmayın. İyi dinlemek hayatınızın her alanında ihtiyacınız olan bir beceridir.

Evliyseniz eşinizi, işçiyseniz üstünüzü, hastaysanız doktorunuzu, çobansanız hayvanlarınızı... Hatta hiçbir şeyiniz yoksa çevrenizi iyi dinlemeniz çok önemlidir. Çünkü çevrenizde olup bitenleri ne kadar iyi dinlerseniz o kadar çok bilgi edinirsiniz. Belki bugün fark etmediğiniz bir ayrıntı, yarın hayatınızın en önemli kararlarından birinde işinize yarayacak.

İyi dinlemek size farkındalık kazandırır. Sadece söylenenleri değil, söylenmeyenleri de fark etmeye başlarsınız.

Peki, biz bunu oyunlarda nasıl öğreniyoruz?

Adı üstünde, oyun oynayarak!

Oyunlarda hikâyeyi ilerletebilmek için ekip arkadaşlarınızın ne söylediğini, nasıl bir hikâye kurduğunu ve size ne sunduğunu iyi dinlemeniz gerekiyor. Çünkü sahnede tek başınıza değilsiniz. Birlikte bir şey oluşturuyorsunuz.

Diyelim ki ekip arkadaşınız sahnede size "Baba, dün gece yine uzaylılar geldi" dedi. Sizin göreviniz hemen kendi kafanızdaki komik fikri ortaya atmak değil. Önce bu bilgiyi almak, anlamak ve hikâyeye dahil etmek.

Ama siz o sırada kendi kafanızda hazırladığınız espriyi söylemekle meşgulseniz arkadaşınızın size verdiği bilgiyi kaçırırsınız. Böylece hikâye ilerlemek yerine birbirinden bağımsız cümlelerin havada uçuştuğu bir sahne ortaya çıkar.

Kendi kafanızda kurduğunuz bir hikâyeyi oynamaya çalışırsanız bir süre sonra ekip arkadaşlarınızla aynı hikâyenin içinde olmadığınızı fark edersiniz. Herkes kendi bildiğini okur ve sahne bir anda kaosa dönüşür.

İşte iyi dinlemek tam da bu yüzden önemli. Çünkü doğaçlama, önceden düşündüğünüz şeyleri sahneye taşımak değil, o anda ortaya çıkan şeylerle birlikte yeni bir dünya kurmaktır.

Futboldan bir örnek daha vereyim. Bir futbolcu topu ayağına aldığında sahadaki diğer oyuncuları görmüyorsa ne kadar yetenekli olursa olsun iyi bir takım oyunu ortaya koyamaz. Çünkü futbol sadece topa sahip olmak değil, takım arkadaşının nerede olduğunu ve ne yapacağını da bilmektir.

Doğaçlama da aynı şekilde. Sahnedeki en iyi oyuncu olmak zorunda değilsiniz. Bazen iyi bir dinleyici olmak, sahnenin en güzel oyuncusu olmanızı sağlar.

Benim atölyelerde en çok üzerinde durduğum konulardan biri bu. Önce dinle, sonra düşün, sonra harekete geç.

Unutmayın, sahnede hikâyeyi tek başınıza yazmıyorsunuz. Karşınızdaki oyuncuyla birlikte yazıyorsunuz.

İyi doğaçlama yapmak istiyorsanız daha komik olmaya değil, daha iyi dinlemeye çalışın.

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum yazmak için giriş yapın.

Giriş yap Üye ol

İlk yorumu siz yazın.